Vekîl-i mutlak-ı sultân-ı ‘âlemsin cihân içre
N’ola ni’me’l-vekîl ismiyle nâmun bulsa ‘unvânı

Sana ey ‘akl-ı evvel Âsaf-ı sânî diyen kimdür
Ki görse ‘akl-ı evvel re’y u tedbîrün olur sânî

Nevâl-i dest-i dür-pâşun haseddür agladur bahrı
Kef-i gevher-feşânun gayretidür inleden kânı

Pür itdi kâse-i hırsı toyurdı çeşm-i âmâli
Nevâl-i bî-kerân u lutf u ihsân-ı firâvânî

Yiridür nâme-i ser-beste-i tedbîrüne dinse
Kilîd-i feth-i ebvâb-ı mühimmât-ı cihân-bâni

Sıyup bir ‘askeri bir kişveri bir re’yün eyler feth
Zihî tevfîk-i Yezdânî zihî te’yîd-i Rabbânî

Getürdün taht-ı Belkîs-ı murâdı şâh yanına
Yine tecdîd itdün Âsafâ tavr-ı Süleymânı

Zevâl irmez ana bir zerre ‘uhdende havâdisden
Zen-i mihr alsa zerrîn sîni başa itse seyrânı
Sitanbul içre Kâgıd-hâne suyı gibi tedbîrün
Cihâna mülk-i zulmetden getüre âb-ı hayvânı

Cinân-âsâ yapıldı hışt-ı sîm ü zerle beytü’l-mâl
Ana mi’mar-ı mi’yâr-ı sahîhün olalı bânî

Kaçan kim berk-i tîgün ebr-i hışmundan ola zâhir
Yaga hûn-ı ‘adû-yı hâk-sârun yire bârânı

Asılmışdur kılıcun küngür-i ‘arş-ı mu’allâda
Güneş zer şemsesidür mâh-ı nev ucında yalmanı

Ne ‘asker ki mukâbil oldı sana tîg-i bürrânun
Siper-veş gözlerine teng itdi sahn-ı meydânı

Ne kal’a ki hisâr itdün misâl-i kulle-i hâver
Dikildi gün gibi burca livâ-yı feth-i sultânî

Tutup sıyt u sadâ-yı satvetün âfâkı ser-tâ-ser
İrişdi şark u garba mâ-hasal tîgün hirâsânı

Olupdur hûn-ı küffâr ile destün pençe-i mercân
N’ola dirsem sana bahr-i şecâ’at ey gazâ kânı

Yiridür olsa cârûb-ı harîm-i hassı zülf-i hûr
Revâdur şehper-i kerrûbiyân olsa meges-rânı

Yüri fırsat senündür Hak kılıcın sal sola saga
Disün bâzûna kuvvet âsumândan cavk-ı rûhânî

Muhammed sırrı vardur sende Hak olsun nigeh-dârun
Ne gam yüz bin Ebû Cehl olsa tutsa rûy-ı devrânı

Virildi sana çevgân-ı sa’âdet cânib-i Hakdan
Sa’âdet tûpın ur aldun bugün fırsatla meydânı

Kemend-i hîle ile ana irgürmez gezend a’dâ
Olupdur ‘arş ile hem-tâk kasr-ı kadrün eyvânı

Zebûnundur senün dîv-i ‘âdû ins-i ehibbâ hem
Elünde mûm-veş râm oldı çün mühr-i Süleymânî

Kudûm-ı paküne bîdâr idi mânend-i nergis-zâr
İki yıl olmış idi ehl-i hakkun çeşm-i giryânı

Bi-hamdi’llah irüp tîr-i du’â ûmâc-ı maksûda
İrişdi ‘âleme sehm-i sa’âdet lutf-i Rabbânî

Egerçi kevkeb-i ikbâl u devlet râci’ olmışdı
Yine buldı şeref burc-ı sa’âdet mihr-i rahşânı

Hazân-ı hüzn ile pejmürde idi dehr gülzârı
Bahâr itdi esüp yine nesîm-i feyz-i Sübhânî

‘Arûs-ı bahta virmişken talâk idüp yine ric’at
Nişân içün konıldı hâtem-i mühr-i Süleymânî

Yürek oynaması tutmışdı dehri ıztırâb ile
Sadâret sadrına geçdün oturdı yirine cânı

N’ola gitdiyse elden bir iki gün hâtem-i devlet
Ki dirler dîv almış bir zemân mühr-i Süleymânı

Bulurken câh u ‘unvânı sa’âdet ehli mansıbla
Senün zât-ı şerîfünle sa’âdet buldı ‘unvânı

Kudûm-ı pâküne gökden melekler zer nisâr itdi
Seher-geh sanmasunlar şu’le-i mihr-i dırahşânı

Cihân-ı mürde ‘Îsâ-veş demünden tâze cân buldı
Hayât-ı tâze tutdı ‘âlem-i ecsâd u ekvânı

Bu şiiri oyla Henüz Oylanmamış

"Vekîl-i mutlak-ı sultân-ı ‘âlemsin cihân içre" için ilk yorumu siz yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir