Sular alıp götürüyor, kıyısında durma denizin
diyor, gülümseyen sesi.
Unutmuşum. Nasıldı?
Zaman siliyor, ayak izlerini
ve yaşananları.
Böyle diyor
ve ekliyor, soran sesi.
Ah elbet! Hangi deniz kalır dünkü gibi?
Eriyen yosunlar, sular
kabardıkça ve yerinde durdukça aklım,
kaç yüzyıl böyle, diyor ve soruyor ardından,
– Erken mi geldik?
Bilmiyorum. Yanıtım yok
ya da işte bu: Bilmiyorum.
Aşk bir tabu, gençlik bir çıkmaz sokak
o zamanlarda, diyorum;
eskiyen o zamanlarda.
Bak, diyor, gökyüzü kurşuni
ve leylekler göçüyor.

Bir yanıt yazın